« Önceki | Sonraki »

10/2/2008

Türbana evet, Gerici - Baskıcı sisteme hayır

yıllardır işçilerin emekçilerin sömürülmesine göz yumanlar, sağlık ve eğitim sistemindeki çürümeye sesini çıkarmayanlar, vatanın her karış toprağının yabancılara satıldığı-peşkeş çekildiğini görmezden gelenler, her yıl trilyonlarca liranın diyanete aktarılmasını caiz görenler bugün avazı çıktığı kadar bağırıyor  " türbana hayır". ellerinde türk bayrakları binlerce vatansever! çeşitli eylemler düzenliyor. özgürlük için! diyorlar.

ister okulda olsun ister kamu kuruluşunda kişinin özgür iradesiyle taktığı başörtüsünün kime ne zararı olabilir ki?siyasi simgeymiş,dini simgeymiş ne olursa olsun kişinin giydiği kıyafet başkasını neden rahatsız eder ki? okul hayatım boyunca kaşları çatık öğretmen ve müdürlerin okul girişlerinde saç kontrolü yapmaları tuhafıma gitti hep. saçı uzun öğrenciler okula alınmıyordu. neden diye düşündüm hep. sonra iş hayatı başladı. kısa saç baskısının yanına sakal traşı da eklenmişti bu kez. yine çatık kaşlı suratsız amirler tepemdeydi. kendileri koca koca bıyıklarla gezerlerken ben neden sakal bırakamıyordum? yine düşündüm.bu kez cevabı buldum sanırım. yüzyıllardır içimize işleyen ataerkil, baskıcı toplum yapısı.bu ülkede müslüman olmak zorunluluktur, milliyetçi olmak zorunluluktur aksi halde ömrünüz boyunca hor görülürsünüz. onlar neyse siz de öyle olmak zorundasınızdır. resmi bir kurumda çalışıyorsanız oraya türbansız, ya da erkekse kısa saçlı,günlük traşlı ve küpe piercing gibi takılardan yoksun girmek zorunluluktur. aksi halde eğitim ve çalışma haklarından  mahrum bırakılırsınız. demokrasi çatık kaşlı amcaların baskı bayrağı altında sürüp gider ülkemizde

yaklaşan yerel seçimler öncesi (her seçim öncesi olduğu gibi) siyasi partiler rant kavgasına tutuştular.  daha önce memur maaşları, asgari ücret, parasız eğitim, terör gibi konularla çığırtkanlık yapanların hedefi bu kez türban.yaptığı hemen tüm anlaşmalar abd ve israille olan gerici akp ve vatanın her karış toprağının satılmasında büyük emekleri geçen faşist mhp birlik olurken karşılarına muhalefet olmanın gazıyla herşeye karşı çıkan bir parti çıktı. hani yıllardır diyanete sesini çıkarmayan, zorunlu din derslerine karşı aktif bir çalışma yapmayan, yıllardır ezilen hor görülen alevilere en ufak bir desteği olmayan laiklik koruyucusu parti varya. hep duyduğumuz atatürk ilkeleri ve laiklik ve naraları yine atılmaya başlandı. akp,mhp ve chp nin filleri dövüşürken ezilen yine halk olmakta.

Toplumda herkes kendi yaptıklarından sorumlu olmalıdır.her birey istediği yerde türban takabilmeli,
saç uzatabilmeli, che tişörtü giyebilmelidir.özgürlüğü bağlayıcı yasaklar, baskıcı,totaliter rejimlerin eseridir.Toplumsal demokrasi özgürlüklerden geçer.

HER ALANDA ÖZGÜRLÜK,HERKESE ÖZGÜRLÜK

Yazan: zombi




 


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

2 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: fth | Tarih: 2009-08-11 01:14:13
    Konu: özgürlük
    ister okulda olsun ister kamu kuruluşunda kişinin özgür iradesiyle taktığı başörtüsünün kime ne zararı olabilir ki?siyasi simgeymiş,dini simgeymiş ne olursa olsun kişinin giydiği kıyafet başkasını neden rahatsız eder ki?

    demi ama? madem özgürlük herkes özgür olmalı..

    Bağlantı »

  2. Yazan: isimsiz | Tarih: 2008-02-10 19:54:48
    Konu: özgürlük
    yazını okudum çok iyi sen çok zekiisin ama çok akıllı degilsin

    Bağlantı »

Daha güzel bir dünyanın, daha özgürlüklü bir dünya olmadan gerçekleşemeyeceği açık. Daha özgürlüklü bir dünyanın kurulabilmesi için de tabuların yıkılması gerekli. Her türlü tabu yıkılmalı. En başta da dinlerden , "inanç"lardan kaynağını alan tabular.

"Özgürlükleri bağlayan her türlü zincir kırılmalı, en başta da kafalardaki "iman zinciri". İman zincirine bağlı düşünce sabittir, değişmezdir. Bu ise doğanın değişken yapısına terstir. Zincirli zihin gelişme gösteremez; değişmelere, gelişmelere ayak uyduramaz. Dünyamızdaki her türlü olumlu gelişme, dinin ve imanınki başta olmak üzere, tabuların zincirinden kurtulabildiği, yol bulabildiği ölçüde gerçekleşebilmiştir. İnsan aklı, bilim, teknoloji, insan hakları alanında ulaşılan noktalar, bu yoldaki adımların ürünleridir.

Akıl ve bilim aydınlık kesimdedir. Din ve iman ise karanlık kesimde. Aklın, bilimin ölçüleri bellidir. Gözlem vardır, deney vardır, nesnellik vardır...Yolu ışıklandıran da bunlardır. Öyleyse "din"in üzerine nasıl gidilmesi gerektiği ortada ve son derece açık: Karanlığın üzerine nasıl gidilirse, "din"in üzerine de öyle gidilmelidir. Karanlıkla savaşılırken ışık gereklidir. Dinin, imanın üzerine gidilirken de..."