« Önceki | Sonraki »

20/12/2006

okyanus suları ve kuran

Plinius, Naturalis historiae II, CVI 224:  ( Gaius Plinius Secundus )

 

...Denize bir borudan akar gibi karışan tatlı suyun özellikleri daha da ilginç ve harikadır. Çünkü suda hayret edilecek özellikler vardır. Kendisi daha ağır olan deniz suyu, kendisinden daha hafif olan Tatlı suyu üzerinde taşır. Dolayısıyla  tatlı su, deniz suyundan hafif olduğu için deniz suyuna karışmaz ve denizin üzerinde yüzer. 

 

Plinius, 23 ve 79 yılları arasında yaşamış Romalı bir bilgindir. Dolayısı ile Naturalis Historiae, Kuran'ın yazılışından 550 sene önce yazılmıştır. Buradan da anlaşılacağı gibi, bu bilgiler Kuran'dan çok daha önceleri insanlar tarafından bilinmektedirler. 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

3 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: zombi | Tarih: 2008-05-18 22:26:05
    Konu: mucize
    parmak uçları ve demirden bahsetmesinin mucizevi olan tarafı ne anlamadım. aydınlatabilirmisin beni?

    Bağlantı »

  2. Yazan: isimsiz | Tarih: 2008-04-14 09:29:43
    Konu: ben cevap verim
    arkadaş valla sizin kafanız çalışmıyor
    1 kıyamet suresi 3/4 ayetler
    sana parmak uçlarından bahsediyor asırlar önce teknolojinin olmadığı bir zaman araştır bakalım kurandan başka yerde yazıyormu?
    sonra rabbim ''ve biz demiri indirdik diyor''
    sence hangi akıl buna erer
    sana gülüyorummm

    Bağlantı »

  3. Yazan: zombi | Tarih: 2007-03-06 19:44:45
    Konu: hayret
    melek kardeş bu konuya henüz yorum yapmamışsın. üzüldüm bak

    Bağlantı »

Daha güzel bir dünyanın, daha özgürlüklü bir dünya olmadan gerçekleşemeyeceği açık. Daha özgürlüklü bir dünyanın kurulabilmesi için de tabuların yıkılması gerekli. Her türlü tabu yıkılmalı. En başta da dinlerden , "inanç"lardan kaynağını alan tabular.

"Özgürlükleri bağlayan her türlü zincir kırılmalı, en başta da kafalardaki "iman zinciri". İman zincirine bağlı düşünce sabittir, değişmezdir. Bu ise doğanın değişken yapısına terstir. Zincirli zihin gelişme gösteremez; değişmelere, gelişmelere ayak uyduramaz. Dünyamızdaki her türlü olumlu gelişme, dinin ve imanınki başta olmak üzere, tabuların zincirinden kurtulabildiği, yol bulabildiği ölçüde gerçekleşebilmiştir. İnsan aklı, bilim, teknoloji, insan hakları alanında ulaşılan noktalar, bu yoldaki adımların ürünleridir.

Akıl ve bilim aydınlık kesimdedir. Din ve iman ise karanlık kesimde. Aklın, bilimin ölçüleri bellidir. Gözlem vardır, deney vardır, nesnellik vardır...Yolu ışıklandıran da bunlardır. Öyleyse "din"in üzerine nasıl gidilmesi gerektiği ortada ve son derece açık: Karanlığın üzerine nasıl gidilirse, "din"in üzerine de öyle gidilmelidir. Karanlıkla savaşılırken ışık gereklidir. Dinin, imanın üzerine gidilirken de..."