« Önceki | Sonraki »

10/3/2007

NAZIM USTADAN ŞİİRLER


Çocuklarımıza Nasihat

Hakkındır yaramazlık.
Dik duvarlara tırman
yüksek ağaçlara çık.
Usta bir kaplan
gibi kullansın elin
yerde yıldırım gibi giden bisikletini..
Ve din dersleri hocasının resmini yapan
kurşunkaleminle yık
Mızraklı İlmihalin
yeşil sarıklı iskeletini..
Sen kendi cennetini
kara toprağın üstünde kur.
Coğrafya kitabıyla sustur,
seni "Hilkati Âdem"le aldatanı..
Sen sade toprağı tanı
toprağa inan.
Ayırdetme öz anandan
toprak ananı.
Toprağı sev
anan kadar...

 

 

Dünyanın En Tuhaf Mahluku

Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
- demeğe de dilim varmıyor ama -
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!

 

 

NAZIM HİKMET RAN


 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

3 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: sokakkizi | Tarih: 2007-05-21 01:56:43
    Konu: :)
    harun yahya iyi fikir, yaz tabii...
    ben de biraz çalışsam iyi olucak din üzerine ama son zamanlarda daha çok şiddet ve cinsellikle bozdum kafayı bu aklıma gelmiyo... :)

    d.n: kıskanıcak bişi yok canım aaa sen de yaparsın nolucak ;)
    hem daha mühim olan içerik bilirsin ki...

    Düzenleyen sokakkizi gün: 21/5/2007 saat: 01:57

    Bağlantı »

  2. Yazan: zombi | Tarih: 2007-05-19 07:40:13
    Konu: :)):)))
    yok namaza başlamadım. iş temposundan pek uğraşamadım blogla sofu dünyası çok üzüldü buna ama dönecem yakında onların üzülmesine dayanamıyorum... çoğunluk konusunu şöyle açıklayım. 8000 yıl önce çoğunluk ana tanrıçaya inanıyordu, 2000 yıl önce hemen tüm insanlar çok tanrılı dine inanıyordu teknoloji ilerledikçe bu sayı azaldı ve günümüzde büyük çoğunluk tek tanrıya inanıyor. 100 yıl sonra insanların neye inanacağı meçhul. tabi tanrı konusu apayrı bizim daha çok irdelememiz gereken dinler (özellikle de islam).inananların inanmayanlara saygı duymamasının çeşitli nedenleri var tabi. bunlardan en önemlisi bencillikleri. en iyiyi ben düşünüyorum mantığı. ikincisi islam karşıtlarıyla savaşarak akıllarınca (sözde) cennet için kredi kazanıyorlar.müslüman yaptıkları kişi başına bonus kazanıyorlar ( 5 dinsizi müslüman yapana süper bonus 1yıl sınırsız cennet) diğer tarafta lazım olacak.. yakında harun yahya takma isimli adnan hocanın ortaya attığı saçmalıkları da taşımayı düşünüyorum buraya. ama zaman lazım tabi. bu arada bloguna bayıldım (hatta kıskandım bile)

    Düzenleyen agnostik13 gün: 19/5/2007 saat: 07:45

    Bağlantı »

  3. Yazan: sokakkizi | Tarih: 2007-05-18 03:00:19
    Konu: ;)sevdim ben burayı
    ya şiirlerle alakasız olucak ama
    diğer yazılarının ve özellikle yorumlarının etkisiyle yazıyorum bunları dayanamadım;
    zor işe girişmişsin yahu..
    anlamadığım şu;
    neden inanlar sırf çoğunluk oldukları için ateistleri deistleri ya da agnostikleri anormal buluyolar hatta bazıları bize acıyıp "inanç özgürlüğü tanıyalım karışmayalım allahından bulsun" tavrı sergiliyor da ben onlara neden inanıyorsun dediğimde konuşmanın sonunda tövbe etmem gerekiyor... çoğunluk olmak demek doğruyu biliyor olmak mı demektir... o halde zamanında dünya gerçekten tepsi biçimindeydi galiba...!!!??

    ne diim ki kolay gele ;)
    umarım devam edersin 2 aydır yokmuşsun gerçi ama
    (namaza falan başlamadın di mi :P )

    Bağlantı »

Daha güzel bir dünyanın, daha özgürlüklü bir dünya olmadan gerçekleşemeyeceği açık. Daha özgürlüklü bir dünyanın kurulabilmesi için de tabuların yıkılması gerekli. Her türlü tabu yıkılmalı. En başta da dinlerden , "inanç"lardan kaynağını alan tabular.

"Özgürlükleri bağlayan her türlü zincir kırılmalı, en başta da kafalardaki "iman zinciri". İman zincirine bağlı düşünce sabittir, değişmezdir. Bu ise doğanın değişken yapısına terstir. Zincirli zihin gelişme gösteremez; değişmelere, gelişmelere ayak uyduramaz. Dünyamızdaki her türlü olumlu gelişme, dinin ve imanınki başta olmak üzere, tabuların zincirinden kurtulabildiği, yol bulabildiği ölçüde gerçekleşebilmiştir. İnsan aklı, bilim, teknoloji, insan hakları alanında ulaşılan noktalar, bu yoldaki adımların ürünleridir.

Akıl ve bilim aydınlık kesimdedir. Din ve iman ise karanlık kesimde. Aklın, bilimin ölçüleri bellidir. Gözlem vardır, deney vardır, nesnellik vardır...Yolu ışıklandıran da bunlardır. Öyleyse "din"in üzerine nasıl gidilmesi gerektiği ortada ve son derece açık: Karanlığın üzerine nasıl gidilirse, "din"in üzerine de öyle gidilmelidir. Karanlıkla savaşılırken ışık gereklidir. Dinin, imanın üzerine gidilirken de..."