« Önceki | Sonraki »

28/5/2007

Azerbaycan'dan örnek karar

Son dönemde halktan gelen "yüksek sesli ezan yüzünden hasta ve çocuklar uyuyamıyor" şikayetlerinin artması üzerine Azerbaycan’da hoparlörlerle ezan okunması yasaklandı. Müezzinler artık minareye çıkarak çıplak sesle ezan okuyor.

AZERBAYCAN’da vatandaşlardan gelen ve giderek artan şikayetler üzerine yetkililer, ezanın hoparlörlerden yayınlanmasını yasakladı. Özellikle başkent Bakü’de birçok Azeri, son dönemde yetkililere başvurarak, yüksek sesle yayınlanan ezan nedeniyle hastaların ve çocukların rahatsız olduğunu, uyuyamadıklarını söylemişlerdi.

Azerbaycan’ın Diyanet İşleri Başkanlığı konumundaki Kafkas Müslüman İdaresi yetkilileri, geçtiğimiz çarşambadan beri yasağın yürürlükte olduğunu belirttiler. Kurumun sözcüsü Akif Agayev, "Kamuoyundan birçok şikayet almıştık. Bu, ezanın yasaklanması anlamına gelmiyor. Sadece hoparlörü kaldırdık" dedi. Yasağın ardından müezzinler, amfi ve hoparlörlerin kullanılmadığı geçmiş dönemde olduğu gibi minarelere çıkarak çıplak sesle ezan okumaya başladılar.

CEMAAT KIZGIN

Dün Bakü’deki Sultanali Camii’nde öğle namazı kılan cemaat, yasağı protesto etti. Dini özgürlüklerinin ihmal edildiğini savunan cemaatten kendisini Aziz diye tanıtan bir kişi, AFP’ye yaptığı açıklamada, "Ezanı duymak, ruhani görevimizi hatırlamak açısından önemli. Şehirde bu kadar gürültü varken, hoparlör olmadan ezanı nasıl duyacağız? Hıristiyan ülkelerde çan sesini yasaklıyorlar mı" dedi. Ülkedeki önde gelen dini cemaatler de, yasağın "ateist-Bolşevik" uygulamaları hatırlattığını belirttiler.

DEMOKRATİK GEREKLİLİK

Sultanali Camii’nin imamı İbrahim Yarıyev ise, yasağın "demokratik bir gerek" olduğunu vurgulayıp sağduyu çağrısı yaparken, "Biz Suudi Arabistan veya İran gibi bir din devleti değiliz. Din ve devleti ayırmış, demokratik bir ülkeyiz. Rahatsız edilmemek isteyenlerin haklarına saygı göstermemiz gerekir" diye konuştu.

MÜEZZİN YARIŞI

Yetkililer, geçmişte Bakü’deki cami sayısının çok az olduğunu, bu yüzden hoparlöre ihtiyaç duyulduğunu belirterek yasağı savunuyorlar. Aynı yetkililere göre bugün, müezzinler, amfilerin sesini sonuna kadar açarak birbirlerine rakipmiş gibi ezan yayını yaptığı için rahatsızlıklar oluştu. Bakü’nün küçük bir mahallesinde, 7-8 cami bulunduğu bildiriliyor. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla 1991 yılında bağımsızlığını kazanan 8.1 milyon nüfuslu Azerbaycan’da halkın büyük çoğunluğu Şii. Son 15 yıldır özellikle İran’ın da etkisiyle ülkede İslam’a yöneliş hız kazandı. Laik hükümetin, bu süreci yönetmekte zorlandığı yıllardır vurgulanıyordu.

kaynak:hurriyet.com

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

2 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: zombi | Tarih: 2008-04-13 02:35:38
    Konu: ezan
    her fırsatta saygıdan bahseden islami kesimin en büyük saygısızlık göstergesidir ezanlar. Türkiye'de yaşayan 20 milyona yakın gayrimüslim günde 5 kez bu işkenceye maruz bırakılmaktadır. ateistler günde 5 kez hoparlörlerden allah yoktur diye bağırmaya kalksa tepkileri ne olur çok merak ediyorum.SAYGIdeğer sofu cemaati...

    Bağlantı »

  2. Yazan: isimsiz | Tarih: 2008-04-04 17:59:59
    Konu: güzel karar
    bencede ezanlar insanları rahatsız edebilir.ben küçükken ezandan korkardım.sabahın o tatlı uykusundan uyanır ve ağlardım.benim kardeşlerimde korkuyo ezan sesi geldiği zaman.yerinde bir karar... keşke türkiyede de kaldırsalar... zaten adımını at cami var ses duyulabilir.koro halinde milleti rahatsız etmeye gerek yok.

    Bağlantı »

Daha güzel bir dünyanın, daha özgürlüklü bir dünya olmadan gerçekleşemeyeceği açık. Daha özgürlüklü bir dünyanın kurulabilmesi için de tabuların yıkılması gerekli. Her türlü tabu yıkılmalı. En başta da dinlerden , "inanç"lardan kaynağını alan tabular.

"Özgürlükleri bağlayan her türlü zincir kırılmalı, en başta da kafalardaki "iman zinciri". İman zincirine bağlı düşünce sabittir, değişmezdir. Bu ise doğanın değişken yapısına terstir. Zincirli zihin gelişme gösteremez; değişmelere, gelişmelere ayak uyduramaz. Dünyamızdaki her türlü olumlu gelişme, dinin ve imanınki başta olmak üzere, tabuların zincirinden kurtulabildiği, yol bulabildiği ölçüde gerçekleşebilmiştir. İnsan aklı, bilim, teknoloji, insan hakları alanında ulaşılan noktalar, bu yoldaki adımların ürünleridir.

Akıl ve bilim aydınlık kesimdedir. Din ve iman ise karanlık kesimde. Aklın, bilimin ölçüleri bellidir. Gözlem vardır, deney vardır, nesnellik vardır...Yolu ışıklandıran da bunlardır. Öyleyse "din"in üzerine nasıl gidilmesi gerektiği ortada ve son derece açık: Karanlığın üzerine nasıl gidilirse, "din"in üzerine de öyle gidilmelidir. Karanlıkla savaşılırken ışık gereklidir. Dinin, imanın üzerine gidilirken de..."